1 Şubat 2010 Pazartesi

Bir Fincan Çayla Meditasyon

Meditasyon, gül tomurcuğu gibi kendine kıvrılıp içe dönmenin, beden-zihin-ruh bütünlüğünü sağlamanın, yüksek benliğimizle iletişim kurmanın ve daha dengeli bir yaşam için birçok ipucunu bulmanın en harika yollarından biri. Ancak, çoğu insan günlük hayatın özellikle zamanla ilgili sınırlandırmaları nedeniyle meditasyonu günlük bir alışkanlık olarak hayatına dahil etmekte zorlanıyor. Düşüncelerden sıyrılıp, hiçbir şey yapmadan sessizliğimizle başbaşa kalmak çok büyük bir ihtiyaç olduğu halde, çoğumuzun da zorlandığı bir ritüel olarak hep erteleniyor. Aslında meditasyon için her zaman bağdaş kurup oturmamız bile şart değil.


Aşağıda Camille Maurine ve Lorin Roche (Ph. D.) tarafından kaleme alınmış Meditation 24/7 “Practices to Enlighten Every Moment of the Day” adlı kitaptan Türkçe’ye çevirerek alıntıladığımız basit bir meditasyon var. Bu meditasyonla her sabah güne daha olumlu başlayıp; yaşamın tadını, kokusunu kendimize hatırlatıp, önümüzdeki saatleri çok daha keyifli geçirmeyi sağlayabiliriz.


Yaşamın bardağını doldurun


Açıklama: Bu meditasyonda, her sabah içtiğiniz çay ya da kahvenizin, bir yaşam iksiri olduğunu varsayın. Her yudumda, yaşamın iyilik pınarından besin ve güç aldığınız için teşekkür edin. Biz farkında olsak da olmasak da doğanın güçleri bizi her zaman besleyip destekler. Bu meditasyonla bilinçli olarak doğanın sizi beslemesine “evet” deyin ve “almak” için kendinize izin verin.

Günün başlangıcı, farkındalığı artırmak için harika bir zamandır. Uyanıp, banyodaki ihtiyaçlarınızı giderdikten sonra en sevdiğiniz fincanla çayınızı, kahvenizi, meyve suyunuzu, suyunuzu ya da hangi içeceği sabahları içmeyi seviyorsanız onu alıp bir sandalyeye ya da kanepeye oturun. Nefis, tazeleyici bir içecek, yalnızca duyular açısından bir tatmin değil, aynı zamanda hayat pınarını içimize almanın da bir sembolüdür. Su olmadan hiçbirimiz hayatta olmazdık. İçeceğinizin kokusu, lezzeti ya da ılıklığının tadını çıkarırken, tüm duyularınızı zevk’e açın. Ve aynı zamanda her yudumda varlığınız için duyduğunuz şükranı hatırlayın.

Tıpkı bir ağacın günışığını ya da yağmuru emmesi gibi, yaşam pınarını içmeye kendinizi açın. Bu yalnızca bir kavram olarak değil, fiziken hissedebileceğiniz bir etki olarak da size fayda sunacaktır. Bilinçli gevşeme ile damarlar genişler, beyin yeni bağlantılar kurar ve algılar yükselir. Kendinizi huzurlu, kaynakla ve yaşamın güçleriyle bağlantıda hissedersiniz.

Çevremizle sürekli bir alışveriş içindeyiz ve en temel alışverişimiz dakikada 16, günde 20 bin defadan fazla yaptığımız ve adına nefes dediğimiz eylemle gerçekleşir. Bilinçli nefes müthiş bir coşkudur; ancak çoğu zaman bir sorun olmadıkça, nefes aldığımızın farkına bile varmayız. Aldığımız her nefesle bitkilerin soluduğu oksijeni içimize çekeriz; verdiğimiz her nefesle de bitkilerin besin olarak kullanacağı karbon dioksit’i iade ederiz. Her nefes, fincanınızı havanın yaşam veren iksiriyle doldurur. Bu yaşamsal dayanışma, kendi başına bir aydınlanmadır.

Kendimizi, almanın, kabul etmenin zengin deneyimine bırakınca, önümüzde yepyeni bir dünya açılır.

Bu meditasyonu nasıl yapacağız?
 
Zaman: Sabah içeceğinizi içerken.
Yer: Güven, huzur, ilham veren, rahat bir nokta. Mümkünse ağaçları gören bir yer.
Pozisyon: Gevşemek için uygun bir oturuş biçimi. Ayaklarınız yere basabilir ya da kıvırabilirsiniz.
Süre: 5-10 dakika

Bu meditasyonda, her sabah içtiğiniz içeceğin keyfini, bir parça ekstra farkındalıkla çıkarın.

Fincanınızı rahat bir şekilde tutun. Şeklini ve ağırlığını; ısısını fark edin.Fincanı yüzünüze yaklaştırın. Kokusunu bikaç nefeste içinize çekin. Yalnızca kokunun bile besleyici ve uyandırıcı olduğunu bilin. Eğer sıcak bir şey içiyorsanız, buharını içinize çektiğinizi hissedebilirsiniz.


Tadını çıkararak birkaç yudum için. Aromasından ne kadar keyif alabildiğinizi görün. İçeceği ağzınızda bir saniye tutun. Yutmadan önce dilinizde biraz dolaşmasına izin verin. İçerken vücudunuzda ve kalbinizde meydana gelen şükran duygusunu fark edin.

Kendinize biraz zaman verin. Yudumlayın, durun, sonra tekrar bir yudum alın. İçmeye devam ederken, “kabul etmenin” sembolizmini hissedin. Vücudunuza ve kalbinize yaşamsal unsurları kabul ediyorsunuz.

Şimdi önünüzdeki günü düşünün. Bugün nasıl bir enerjiye ihtiyacınız var? Neyi tezahür ettirmek istiyorsunuz? Bir sözcük seçin; aşk, sevgi, huzur, uyum, güç, bilgelik, netlik, coşku ya da denge gibi... O süzcükle birlikte nefes alın. Sözcüğün özünü duyumsayın ve o öze, anlama yoğunlaşın. Fincanınızı ellerinizle kavrayın ve odaklandığınız sözcüğü yumuşakça söyleyin. Her yudumda kelimenin anlamını içinize aldığınızı hayal edin. Seçtiğiniz sözcüğün kendine ait fiziksel ve duygusal bir tonu vardır. Sözcüğün enerjisi vücudunuzda titreşmeye başlayacaktır.

İçmeyi bitirince, fincanınızı elinizden bırakın ve doğallıkla nefes alın. İçme hissinin nefesinize gelmesine izin verin. Nefesi bir iksir gibi, yaşam veren nefis bir öz gibi çekin. Enerjinin tadını çıkararak keyifle nefes alın. Daha sonra nefes verirken sözcüğünüzü bir ya da iki kere fısıldayın.

İsterseniz avuç içleriniz yukarı bakacak şekilde ellerinizi açın. Bu; almanın, kabul etmenin hareketidir. Siz gün içinde ihtiyacınız olan enerjiyi yaşamdan alıyorsunuz.

Vücudunuz bu özle dolarken, tüm duygulara teslim olun. Bırakın tüm hücreleriniz bu özle dolsun. Arzunuzun kanınızda ve nefesinizde dolaşıp durduğunu hayal edin. Bırakın, bedeniniz yaşam enerjisiyle, kalbiniz sevgiyle dolsun.

Gün içinde ne zaman bir şey içerseniz, ne zaman nefes aldığınızı hatırlayıp fark ederseniz, bilin ki yaşamın cömert güçlerinden besleniyorsunuz.

Şimdi kahvaltınızın ve günün tadını çıkarabilirsiniz.

(Meditation 24/7 “Practices to Enlighten Every Moment of the Day” adlı kitaptan alıntılanarak çevrilmiştir.)

Selvin Canbeyli Arıhan

6 yorum:

Demet dedi ki...

Bunu çok sevdim...
Yaşamın tüm koşturmacası içinde bazen gerçekten ihtiyaç duyuyorum, yapayalnız kendimle ve sessiz kalıp, o anı her saniyesinin farkında yaşamaya.
Bir süre önce yapabiliyordum, şimdi çok zor benim için.
Ne zaman uygun zamandır diye düşünürken de bu yazı geliverdi hediye gibi.
Evet! Harika! Benim için de günün en uygun saati.
Teşekkürler :)

Hayalbemol dedi ki...

Rutin kahve molaları ya da tekdüze kahvaltılarımıza müthiş bir bakış açısı olmuş. Sıcak içeceğin içimize dolan buharı, sanki kibritçi kızın soğuk havada yaktığı o kibritlerden aldığı hazzı bizlere yaşatıyor. Güne bu şekilde başlayan herhangi biri, sabah kalktığı andaki hafif stresli halini bu şekilde atacağı kesin.

selvin dedi ki...

Sabah uyandığımızda ister istemez gün içinde neler yapacaklarımızın bir listesiyle yataktan kalkıyoruz. Oysa günün kalanında "nasıl hissetmek" istediğimizi programlamayı deneyebiliriz. Bu 5-10 dakikalık farkındalık alıştırması da kim olduğumuzu ve ne istediğimizi hatırlamak ve kalan saatlere bu bilinci taşımak için gerçekten hoş bir yöntem. Beğenmenize sevindim :)

Aynı kitapta günün değişik saatleri için farklı öneriler var. İlerleyen zamanlarda paylaşmaya devam edebiliriz. Sevgiler...

Selvin Canbeyli Arıhan
Aqua YAşam Kişisel Dönüşüm Merkezi

descartes dedi ki...

teşekkürler selvinim,,
yapmaya başladım bile alt tarafı 15 erken kalmak yeterli oluyor.
devamını bekliyoruz.

dalgasesleri dedi ki...

Bu yazı uzun bir maraton koşucusu olduğumuz yaşamda soluklanmayı önerir gibi olmuş.

selvin dedi ki...

Hatta belki günlük maratona başlamadan önce derin bir nefes çekmek...